Demre’deki antik taş ocağı: Likya’dan günümüze taşın hikâyesi

Myra’nın tiyatrosuna, Andriake’nin liman yapılarına, surlara ve kalelere bakan herkesin sorması gereken bir soru var ama pek sorulmuyor: bu taş nereden geldi?
Cevap Demre’nin hemen batısında, denizin kenarında duruyor.
Bir de adı var, ki bu yazı ilk yazıldığında bilmiyorduk: Zümrütkaya Antik Dönem Taş Ocağı. Yörede “Taşkesiği” deniyor. Zümrütkaya ise bulunduğu Büyükkum Mahallesi’nin eski adı.
Nerede
Antik Taş Ocağı, Sülüklü Plajı’nın hemen batısındaki burunda. Çayağzı’ndaki limanımıza kuş uçuşu iki kilometre kadar — ama o iki kilometre denizin üstünden, ve mesele de tam olarak bu.
Resmî kayıtta ne yazıyor
Ocak, Antalya Kültür Varlıkları Envanteri’ne 842 numarayla kayıtlı:
| Adı | Zümrütkaya Antik Dönem Taş Ocağı |
| Yöresel adı | Taşkesiği |
| Yeri | Demre, Büyükkum Mahallesi, Sülüklü mevkii |
| Dönemi | MS 2. yüzyıl — Roma İmparatorluk Dönemi |
| Büyüklüğü | Yaklaşık 50 × 50 metre |
| Konumu | Andriake’nin 1,33 km güneydoğusunda |
| Güvercin Adası’nın 300–350 m batısında | |
| Statüsü | I. Derece Arkeolojik Sit Alanı (2000’den beri) |
En yoğun kullanıldığı dönem, kentin imar faaliyetlerinin zirveye çıktığı MS 2. yüzyılın ilk yarısı. Yani ocak, Myra ve Andriake büyürken çalışıyordu.
⚠️ I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olduğunu bilerek gidin. Yüzülen bir yer olması onu korumasız bırakmıyor: hiçbir şey alınmaz, hiçbir yere bir şey yazılmaz.
Nasıl gidilir
Araçla gidilen yer Sülüklü Plajı. Ocak oradan ileride ve arabayla ocağın önüne kadar gitmek mümkün değil. Plajdan sonrası şu şekillerde aşılıyor:
- Yüzerek — en yaygın yolu.
- Kano veya paddle board ile — eşyanızı kuru götürmek istiyorsanız en rahatı.
- Kıyıdan yürüyerek — mümkün, ama kolay değil. Kayalık ve dengeli adım istiyor.
- Küçük bir tekne ya da botla — denizden yanaşarak.
Yanınıza kapalı ya da deniz ayakkabısı, su ve şapka alın. Gölge yok, ve kayalar ıslak olduğunda kaygan.
Orada ne görülüyor
Bir antik taş ocağı yıkıntı gibi değil, aksine fazlasıyla düzenli görünür — ve tanınmasını sağlayan da budur. Burada olanlar:
- Basamak basamak inen kesim yüzleri. Taş katman katman alındığı için kaya yüzü merdiven gibi iniyor. Bu, doğanın yapmadığı bir şekil.
- Dik, düz duvarlar. Kayanın denize bakan yüzü keskin köşelerle kesilmiş.
- Yerinden alınmamış bloklar. Dört yanı ayrılmış ama sökülmemiş taşlar. Bunlar ocağın en okunaklı parçası: işin ortasında durmuş bir an.
- Kanal izleri. Blokları ana kayadan ayırmak için açılan dar oluklar.
- Suyun içine giren kesimler. Kesim yüzleri deniz seviyesinin altına devam ediyor.
Son madde tek başına dikkate değer. Antik çağda kesilen bir yüzey bugün suyun altında kalıyorsa, deniz o günden bu yana yükselmiş demektir — Kekova’daki Batık Şehir’i oluşturan aynı hareketin, birkaç kilometre ötedeki başka bir kanıtı.
Taş nereye gitti — artık tahmin değil
Bu yazıyı ilk yazdığımızda buradaki taşın Myra ve Andriake’ye gittiğini söylüyorduk, ama bu kayanın üzerinde görülenlerden çıkarılan bir sonuçtu. Şimdi ölçülmüş bir bilgi:
Arkeometrik analizler, bu ocaktan çıkan blokların Myra ve Andriake yapılarında kullanıldığını gösterdi. Yani taşın nereye gittiği artık akıl yürütme değil, laboratuvar sonucu.
Ne kadar taş çıktığı da belli. Myra–Andriake Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik’in verdiği rakamlar:
| Ocak | Çıkarılan blok taş |
|---|---|
| Doğu ocağı | 13.500 m³ |
| Batı ocağı | 2.500 m³ |
On altı bin metreküp taş — hepsi bu elli metrelik kayadan, elle ve deniz yoluyla.
Bir ayrıntı daha: burada sadece yapı taşı kesilmemiş. Lahit tekneleri ve kapakları da bu ocaktan çıkarılmış, ve izleri hâlâ görülüyor. Yani Myra’nın kaya mezarlarına konan lahitlerin bir kısmı da buradan.
Ocağın neden burada olduğu, bir kez görülünce açıklamaya gerek bırakmıyor: taş denizin kıyısında. Kesilen blok karadan kilometrelerce taşınmıyor, doğrudan tekneye yükleniyor ve limana götürülüyor. Antik çağda ağır yükün karada değil suda taşındığı düşünülürse, ocağın yeri bir tercih değil zorunluluk.
Bu kıyıda taş sadece yapı malzemesi değildi: nereden taş çıkarabildiğiniz, nereye şehir kurabileceğinizi belirliyordu. Ocak, liman ve şehir birbirine yakın olmak zorundaydı — ve burada üçü de birkaç kilometre içinde.
Tekne turuyla birleşmiyor
Bunu açık söyleyeyim, çünkü sorulacak: taş ocağı bizim tekne turumuzun rotasında değil. Kekova turu Çayağzı’ndan doğuya, Kekova adalarına doğru gidiyor; ocak ters yönde ve turun bir durağı değil.
Burası tarih meraklıları için, kendi başına gidilecek bir yer. Sülüklü Plajı’nda yarım gününüzü ayırın, yüzün ya da kanoyla geçin, ve gördüğünüz şeyin Myra’nın tiyatrosuyla aynı taş olduğunu bilerek bakın.
Kaynaklar
Bu yazının gözle görülen kısımları — kesim yüzleri, sökülmemiş bloklar, suyun altına inen kesimler — Demre’de yaşayan ve her gün bu kıyıda çalışan biri tarafından yazıldı.
Ölçülü ve tarihli kısımlar ise şuralardan:
- Antalya Kültür Varlıkları Envanteri, envanter no 842 — Zümrütkaya Antik Dönem Taş Ocağı. Kayıttaki araştırma sonuçları Fatih Özdel ve Akın Gültekin’e ait, T.C. Antalya Valiliği – Antalya Kültür Envanteri eserinden.
- Prof. Dr. Nevzat Çevik, Myra–Andriake Kazı Başkanı — taş hacimleri, arkeometrik analiz sonucu ve lahit üretimi kendi paylaşımından. Ocak, TRT Haber’de de haber oldu.
Yeni araştırma sonuçları geldikçe burayı güncelleyeceğiz.