5.0 +90 507 841 95 58

Kekova’daki Hamidiye Koyu’nun Adı Nereden Geliyor?

Cengizhan CengizMisafir

Bu yazıyı turdan sonra bir misafirimiz yazdı. İzniyle, kendi cümleleriyle yayımlanıyor.

Hamidiye Koyu’ndaki anıt levhası ve kayaya boyanmış Türk bayrağı, Kekova

Bahri Engin’in Hatıra Defterinden 1913’e Uzanan Hikâye

Kekova’da bugün Hamidiye Koyu olarak bilinen bu sakin ve korunaklı koyun adı, 1913 yılında Osmanlı Donanması’nın ünlü Hamidiye Kruvazörü ile yaşanan tarihi bir olaya dayanıyor.

Bu hikâyenin en değerli tarafı ise yalnızca sonradan anlatılan bir rivayete dayanmaması. Olayın ayrıntıları, Hamidiye Kruvazörü’nün seyir subayı Bahri Engin’in hatıra defterindeki anlatıma dayanıyor.

24 Şubat 1913: Hamidiye Beyrut’tan ayrılıyor

Hamidiye Kruvazörü, Balkan Savaşı sırasında Rauf Bey’in (Rauf Orbay) komutasında uzun bir akın harekâtı yürütüyordu.

Bahri Engin’in hatırasına göre Hamidiye, 23 Şubat 1913’te Gazze’den hareket ederek akşamüstü Hayfa Limanı’na demirledi. Burada yaklaşık 350 ton kömür aldı.

Ertesi gün Hayfa’dan ayrılarak Beyrut’a ulaştı.

24 Şubat 1913’te Beyrut’tan tekrar hareket edildi ve batı yönünde seyir başladı.

Ancak kış şartları kısa süre sonra gemiyi zor durumda bıraktı.

Şiddetli fırtına

Geminin hareketinden yaklaşık dört saat sonra şiddetli bir lodos fırtınası başladı.

Bahri Engin’in hatırasında, rüzgârın zaman zaman yön değiştirdiği, dalgaların çok ağırlaştığı ve geminin sürekli yalpa yaptığı anlatılıyor.

Hamidiye’nin sürati azaltıldı.

Artık amaç yalnızca yol almak değildi.

Fırtınadan korunabilecek güvenli bir koy bulunması gerekiyordu.

Bunun üzerine Bahri Engin, geminin haritalarını ve dönemin denizcilik kaynaklarından “Rehber-i Derya”yı incelemeye başladı.

Haritada “Kakao” olarak gösterilen koy

Bahri Engin, araştırması sonucunda gemilerin pek uğramadığı bir koy tespit etti.

Hatıra defterindeki anlatımda bu yer “Kakao” olarak adlandırılan Gökova Koyu şeklinde geçiyor.

Engin, buraya gidilmesini komutana teklif etti ve teklif kabul edildi.

Hamidiye, dar bir girişten geçerek koyun içine girdi.

İçeride geminin rahatça saklanabileceği iki küçük ve korunaklı bölüm bulunuyordu.

Ancak koyu asıl değerli kılan başka bir özellik vardı.

Hamidiye denizden görünmüyordu

Koyun önündeki küçük ada, Hamidiye’nin direklerinden daha yüksekti.

Bu nedenle gemi koyun içinde bulunduğunda denizden bakıldığında görülmesi mümkün değildi.

Bu özellik, savaş halindeki bir Osmanlı kruvazörü için olağanüstü bir doğal koruma sağlıyordu.

Mürettebat, adanın yüksek bir noktasına bir gözcü yerleştirdi.

Hamidiye böylece hem fırtınadan korunuyor hem de dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı gözetlenebiliyordu.

Denizciler karaya çıktı

Fırtınanın dinmesini bekleyen Hamidiye mürettebatı kıyıya çıktı.

Burada eski eserler ve mezarlarla karşılaştılar.

Fakat asıl dikkat çekici olay biraz sonra yaşandı.

Bahri Engin’in hatıra defterindeki anlatıma göre, bölgenin haritasını hazırlayan Avusturyalılar tarafından bir taşın üzerine kendi bayrakları boyanmıştı.

Hamidiye denizcileri bu bayrağı sildiler.

Ve taşın üzerine Türk bayrağı boyadılar.

Bugün Hamidiye Koyu ile ilgili anlatılan bayrak hikâyesinin tarihsel dayanağı da işte bu hatıradır.

Hamidiye burada iki gün kaldı

Bahri Engin’in hatırasında, mürettebatın burada dinlendiği ve Hamidiye’nin iki gün boyunca koyda kaldığı belirtiliyor.

Bu nedenle olayın tarihi 25–26 Şubat 1913 olarak aktarılıyor.

Hamidiye’nin bu koyda bulunması sıradan bir mola değildi.

Balkan Savaşı’nın devam ettiği bir dönemde, uzun bir deniz harekâtı gerçekleştiren Osmanlı kruvazörü için burası:

  • fırtınadan korunabilecek,
  • dışarıdan kolay görünmeyen,
  • dar girişli,
  • doğal olarak savunulabilir,
  • mürettebatın dinlenebileceği

çok uygun bir sığınak olmuştu.

Peki koyun adı neden “Hamidiye Koyu”?

Bugün Kekova bölgesinde bu koy Hamidiye Koyu adıyla biliniyor.

Adın kaynağı, 1913 yılında Hamidiye Kruvazörü’nün bu koyda barınması ve iki gün geçirmesiyle ilişkilendiriliyor.

Burada önemli bir tarihsel ayrıntıyı belirtmek gerekiyor:

Bahri Engin’in hatıra defterindeki anlatımda koyun adı doğrudan bugünkü anlamıyla “Hamidiye Koyu” olarak geçmiyor. Hatırada dönemin haritasındaki adlandırmaya ilişkin “Kakao” ve “Gökova” ifadeleri bulunuyor.

Bugünkü Kekova’daki Hamidiye Koyu ile bu tarihi olay arasındaki bağlantı ise daha sonraki tarihî ve yerel kaynaklarda kuruluyor.

Bu nedenle en doğru ifade şudur:

Kekova’daki bugünkü Hamidiye Koyu, adını 1913 yılında Hamidiye Kruvazörü’nün burada iki gün süren sığınma ve dinlenme molasından alan tarihî bir koy olarak kabul edilmektedir.

Rauf Orbay’ın Hamidiye’si

Bu hikâyenin diğer önemli ismi ise geminin komutanı Hüseyin Rauf Bey, yani daha sonra Rauf Orbay olarak tanınacak Osmanlı deniz subayıdır.

Hamidiye Kruvazörü’nün Balkan Savaşı sırasındaki uzun akın harekâtı, Rauf Bey’in adını Türk denizcilik tarihine taşıdı.

Fakat Hamidiye Koyu’nun hikâyesinde yalnızca komutanın değil, gemide görev yapan denizcilerin de izi vardır.

Çünkü bugün bu koyda anlatılan tarih;

Rauf Orbay’ın komutasındaki Hamidiye Kruvazörü + Bahri Engin’in hatırası + 1913’te burada dinlenen Hamidiye mürettebatı + kayaya işlenen Türk bayrağı

birlikte düşünüldüğünde anlam kazanıyor.

113 yıl sonra hâlâ aynı koy

1913’te bir Osmanlı kruvazörünün fırtınadan kaçıp sığındığı bu koy, bugün Kekova’nın en sakin koylarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

O gün Hamidiye’nin kaptan köşkünden görülen coğrafya ile bugün teknelerin demirlediği manzara arasında çok şey değişmiş olabilir.

Ancak koyun temel özelliği hâlâ aynı:

Dar giriş, korunaklı su ve çevredeki yüksek kayalıklar.

Bir zamanlar bu özellikler bir savaş gemisini gizliyordu.

Bugün ise aynı coğrafya, Kekova’nın tarihini ve doğal güzelliğini bir arada yaşatıyor.

Bu koyun bulunduğu bölgeyi denizden görmek isterseniz Kekova tekne turları sayfamızda gün seçenekleri var.

Kaynak ve tarih notu

Bu yazının 1913 yılına ilişkin ana anlatısı, Hamidiye Kruvazörü’nün seyir subayı Bahri Engin’in hatıra defterinde yer alan anlatıma dayanmaktadır. Tarihlerin ve bugünkü coğrafi adlandırmanın birbirine karıştırılmaması için, hatıradaki ifadeler ile sonraki kaynaklarda kullanılan “Hamidiye Koyu” adı ayrı değerlendirilmiştir.

25–26 Şubat 1913: Hamidiye Kruvazörü’nün Kekova bölgesindeki bu koyda iki günlük sığınma ve dinlenme dönemi.

Hamidiye rotamızda değil, ama uğradığımız koyların hangisi ne için iyi olduğunu ayrı yazdık: Kekova Koyları.

Paylaş

← Tüm yazılar

Rezervasyon talebi

Şimdi ödeme alınmaz. Önce telefon veya WhatsApp ile onaylıyor, ardından ödeme bilgilerini iletiyoruz.

Bilgileriniz

Misafirler

9 yaş ve üzeri.

4–8 yaş.

0–3 yaş. Her turda ücretsiz.

2

Yemek tercihi

Her yetişkin ve çocuk için ayrı seçim. Dilerseniz herkes farklı yemek seçebilir.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Talebiniz

Formu doldurdukça talebiniz burada görünecek.

Bu formda ödeme alınmaz.

Tur saatinden 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal. Hava koşulları sebebiyle iptalde süre şartı aranmaz. Mesafeli Satış Sözleşmesi