5.0 +90 507 841 95 58

Myra ve Noel Baba Kilisesi: İki Gezginin Gözünden, 1847 ve 1910

Kekova Boat Tour

Demre’ye her yıl yüz binlerce kişi geliyor. Myra’nın kaya mezarlarını fotoğraflıyor, Noel Baba Kilisesi’ni geziyor, sonra Çayağzı’ndan tekneye biniyor.

Peki buraya ilk gelen gezginler ne görmüştü?

İki kitap var, arasında altmış üç yıl. İkisi de kamu malı, ikisini de okuyabiliyoruz. Aşağıdaki her şey o iki gezginin kendi kelimeleri — bizim yorumumuz değil.

1847: Spratt ve Forbes, köpeklerle boğuşarak

İngiliz denizci T. A. B. Spratt ile doğa bilimci Edward Forbes, Travels in Lycia, Milyas, and the Cibyratis (1847) kitabında Demre’ye kuzeyden, boğazdan inerek geliyorlar.

Yolculuk hiç romantik değil. Çoban köpekleri sürüsü baggage atlarına saldırıyor, atlar dört bir yana kaçıyor, Rum sahipleri Aziz Nikolaos’a ve Meryem Ana’ya yalvarıyor. Sonunda silah kullanmak zorunda kalıyorlar.

Boğazdan çıkınca gördükleri manzara bugün de tanıdık:

Dembra köyü, tepelerin tam dönüş noktasında yer alıyor ve antik Myra kentinin küçük bir kısmını kaplıyor. Akropol, yukarıdaki sarp uçurumu taçlandırıyor.

Nehir tarifi de ilginç: suyun “atların bileğini bile geçmediğini”, çünkü çakıl yatağının altında yavaş yavaş kaybolduğunu yazıyorlar.

Manastırdaki papaz ve emanet hikâyesi

Köyden geçip Andriake koyuna doğru bir mil kadar yürüyorlar ve harap bir yapıya varıyorlar: Aziz Nikolaos Manastırı. Papaz ve eşi onları karşılıyor, en iyi odalarına alıyor. Gezginler sırılsıklam — gün boyu şişmiş nehri defalarca geçmişler.

Manastır, alçak ve küçük bir kilisenin etrafını çeviren dörtgen bir yapı.

Papazın anlattığı şey ise çarpıcı:

…birkaç yıl öncesine kadar Aziz Nikolaos’un, Myra’nın ilk piskoposunun, emanetlerinin türbesi. Papaz bize bu değerli hazinenin Yunan ayaklanması sırasında bir Rus firkateyni tarafından Petersburg’a götürüldüğünü bildirdi. İmparator karşılığında gösterişli bir resim göndermiş.

⚠️ Bu, papazın 1847’de anlattığı yerel bir rivayet. Yaygın kabul gören tarih başka: emanetlerin büyük kısmı 1087’de İtalya’ya, Bari’ye götürüldü. Hogarth da 1910’da bunu yazıyor. Biz burada iki kaynağın söylediğini olduğu gibi aktarıyoruz; hangisinin doğru olduğuna karar vermek bizim işimiz değil.

Andriake’de hâlâ tekne bağlanıyordu

Bizim için en değerli satır bu:

Myra’nın antik limanı Andriace, Kaptan Beaufort tarafından Andraki koyunda kesin olarak teşhis edilmişti — bölgeyle ticaret yapan tekneler hâlâ orada demirliyor ya da koya açılan derin bir nehirde barınıyor.

1847’de, yani yüz yetmiş dokuz yıl önce, Andriake hâlâ çalışan bir barınaktı. Ve dikkat edin: “koya açılan derin bir nehir.” Bugünkü adı bunu birebir söylüyor — Çayağzı, çayın ağzı.

Aynı dere, aynı barınak. Tekneler hâlâ oradan kalkıyor.

1910: Hogarth, yarı gömülü bir kilise

Altmış üç yıl sonra, İngiliz arkeolog D. G. Hogarth aynı yere geliyor. Kitabı Accidents of an Antiquary’s Life (1910).

Hogarth denizden geliyor. Kekova boğazına gece giriyor ve o anı şöyle anlatıyor:

Sonra kaya iki yana açıldı: sola, sağa, tekrar sola kıvrıldık — ve işte, koca bir su, ve Kekova’nın karayla çevrili koynunda ayın uzun, kırışıksız izi.

Bugün mehtap turuna çıkanların gördüğü şey. Yüz on altı yıl önce de aynıymış.

Kilise toprağa gömülmüş

Hogarth Demre’yi anlatırken kiliseyi “yarı gömülü” diye tarif ediyor. O tarihte yapı hâlâ toprak altındaydı; bugün gördüğümüz kazılmış hâli sonraki çalışmaların ürünü.

İçerisi için yazdıkları:

Apsis, orijinal Tribunal biçimini koruyor; taş taht, yarım daire hâlindeki oturma sıralarının ortasında duruyor — yosun tutmuş ve yeşil balçıkla lekelenmiş.

Ve değerlendirmesi:

Pavlus’un ilk Hristiyan misyonunu yürüttüğü topraklarda, Hristiyanlığın ilk günlerinden kalan en ilginç anıt.

Andriake’de iki kilise daha

Hogarth Andriake’yi Andráki diye yazıyor ve orada da yapılar olduğunu kaydediyor: “Kekova’nın doğu ağzına yakın, Andráki harabeleri arasında duran iki kilise.”

Yani 1910’da liman harabeydi ama kiliseleri ayaktaydı.

Ve köyün iki yıl donduruluşu

Hogarth’ın anlattığı asıl hikâye bu, ve tuhaf bir şekilde az biliniyor.

Demre’ye vardıklarında köy sessiz. Kahveye giriyorlar, Rumlar ağzı açık bakıp tek tek sıvışıyor. Bir dakika içinde iki jandarma geliyor. Kim olduklarını, kâğıtlarının olup olmadığını, ne işleri olduğunu soruyorlar. “Olmaz! Yasak!”

Sebebini akşam, ev sahibi bir Rum anlatıyor.

Bir Rus konsolosu, bir Rum çiftçiden Aziz Nikolaos Kilisesi’nin kabuğunu ve çevresindeki araziyi satın almış. Kazı yapıp onaracak, ibadete açacakmış. Üstelik Andráki’deki iki kilisenin arsası için de görüşmeler yürütüyormuş.

Osmanlı hükümeti telaşa kapılıyor. Kekova o dönem Avrupa savaş gemilerinin uğradığı bir liman — ve Hogarth’ın deyişiyle “Rusya önden İncil uzatınca, Türkler arkasında kılıç arar.”

Çözüm dâhiyane ve acımasız: köye “ölçüm” komisyonu gönderiyorlar. Sözde vergi için evler ve araziler ölçülecek. Ama o dönemki kanuna göre, ölçüm ile sonucun bildirilmesi arasında hiçbir mülk alınıp satılamaz, hiçbir bina onarılamaz, hatta bir çit bile tamir edilemez.

Komisyon ölçümü yapıyor, gidiyor — ve sonuç hiç bildirilmiyor.

Köy bir büyüyle donmuş gibiydi… Evler rüzgâra ve yağmura açık kaldı ama onarılamıyordu; topraklar tohumsuzluktan ekilmez oldu.

Haftalar, aylar, bir yıl. Pazar kapanıyor, ticaret duruyor. Jandarma karakolu kuruluyor, girip çıkan herkes aranıyor. Bazı aileler her şeylerini bırakıp gece kayıklarla kaçıyor.

Hogarth geldiğinde bu hâl iki yıldır sürüyormuş. Sokakta gördükleri insanları “yakın zamana kadar müreffeh olan bir topluluğun hayatta kalanları” diye tarif ediyor.

O gece kaldıkları evin sahibi, sabah halılarını satmak istiyor — kaçmak için biraz nakit toplamaya çalışıyormuş. Hogarth halıları alıyor. Kitabı yazdığında hâlâ ondaymışlar.

Neden anlatıyoruz

Bu iki kitabı okumak, Demre’yi başka türlü görmeyi sağlıyor.

Myra’nın kaya mezarları fotoğrafta hep aynı. Ama 1847’de oraya varmak için köpeklerle boğuşmak, 1910’da ise jandarmaya hesap vermek gerekiyormuş. Kilise bir zamanlar toprak altındaydı. Andriake bir zamanlar hâlâ liman gibi kullanılıyordu.

Ve bir şey hiç değişmemiş: tekneler aynı dere ağzından kalkıyor.

Bizim günlük Kekova tekne turu da o dere ağzından, Çayağzı’ndan çıkıyor.


Kaynaklar — ikisi de kamu malı, tam metinleri serbestçe okunabiliyor:

  • T. A. B. Spratt & Edward Forbes, Travels in Lycia, Milyas, and the Cibyratis, Londra, 1847 — Internet Archive
  • D. G. Hogarth, Accidents of an Antiquary’s Life, Londra, 1910 — Project Gutenberg

Çeviriler bize ait. Alıntıların İngilizce asılları yukarıdaki bağlantılarda.

Myra ve kilise için Demre’ye gelenlerin yarım günü kalıyorsa, Kültür Turu (Kısa Tur) aynı gün denize çıkmanın yolu — 10:00’da kalkıp 15:00’te dönüyor.

Paylaş

← Tüm yazılar

Rezervasyon talebi

Şimdi ödeme alınmaz. Önce telefon veya WhatsApp ile onaylıyor, ardından ödeme bilgilerini iletiyoruz.

Bilgileriniz

Misafirler

9 yaş ve üzeri.

4–8 yaş.

0–3 yaş. Her turda ücretsiz.

2

Yemek tercihi

Her yetişkin ve çocuk için ayrı seçim. Dilerseniz herkes farklı yemek seçebilir.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Talebiniz

Formu doldurdukça talebiniz burada görünecek.

Bu formda ödeme alınmaz.

Tur saatinden 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal. Hava koşulları sebebiyle iptalde süre şartı aranmaz. Mesafeli Satış Sözleşmesi