Myra’nın Altında Ne Var: Gömülü Bir Şehrin 15 Yıllık Kazısı
Demre’ye gelip Myra’yı gezenler hep aynı şeyi görüyor: kaya mezarları, tiyatro, biraz duvar.
Gördüğünüz şey kentin yaklaşık onda biri.
Geri kalanı ayağınızın altında. Ve bunu artık tahmin olarak değil, ölçülmüş bir bilgi olarak söyleyebiliyoruz.
Şehri gömen şey, şehri var eden şeydi
Myra bugün denize beş kilometre uzakta. Bir zamanlar deniz kayaların dibine kadar geliyordu.
Demre Çayı binlerce yıl boyunca dağlardan alüvyon taşıdı ve önce bir ova yarattı. O düzlük sayesinde insanlar burada büyük bir şehir kurabildi — klasik dönemden Roma’ya, Bizans’a kadar.
Sonra aynı alüvyon şehri örtmeye başladı.
Kazı başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik bunu şöyle anlatıyor: kentlerin kurulmasına şans yaratan alüvyon, bir zaman sonra sanki doğurduğu kentleri öldürecekmiş gibi üstlerini örtmüş.
Bugün Myra’nın üzerinde 3 ila 9,5 metre kalınlığında bir katman var.
Kazmadan görmek: bir yıllık jeofizik ölçüm
Şehrin çoğu bugünkü Demre’nin altında ve özel mülkiyette. Seralar, evler, yollar. Yani kazmak diye bir seçenek yok.
Kazı ekibi bunun yerine bir yıl boyunca jeofizik ölçüm yapmış: Demre’nin tamamında, yolları ve sokakları izleyerek, yaklaşık 600 profil ve toplam 30 kilometre uzunluğunda tarama.
Çıkan anomali haritası şunları verdi:
- Derinlik ölçekleri
- Yapı gruplarının yerleri ve yoğunluğu
- Ve en önemlisi: 1,5 kilometre çapından geniş bir alanda büyük bir şehrin aşağıda yattığı
Çevik’in tarifi güzel: kent “görünmez yüzünü” saklıyor, ama anomali haritası o yüzü görünür kılıyor.
⚠️ Ve buna üzülmüyor. “Uzak geleceğe çok büyük bir veri paketi paketlemişiz de göndermişiz” diyor. Bugünün yöntemleriyle kazmak yerine, yüz yıl sonranın daha iyi yöntemlerine bırakmak — bilinçli bir tercih.
Tiyatronun altındaki tiyatro
Myra tiyatrosu 10–11 bin kişilik, tamamen Roma dönemi. 2009’da kazı başladığında büyük ölçüde alüvyon altındaydı.
Ama asıl sürpriz kazarken çıktı: bu tiyatronun altında ikinci bir tiyatro var. Helenistik dönemden, çok daha küçük — belki üçte bir kapasitede. Romalılar onu tamamen gömüp üstüne yenisini yapmışlar.
Tarihleme için elde somut bir dayanak da var. Likyalı hayırsever Opramoas, MS 141 depreminden sonra tiyatronun sahne binasının onarımına 100.000 dinar bağışlamış. Yani tiyatro o tarihten önce zaten ayaktaydı.
Orkestrada 9,5 metre aşağı
Çevik, tiyatronun orkestrasında derin sondaj yaptırmış — kendi deyişiyle “iyi bir delilik.”
İnildikçe katmanlar sıralandı. En dipte, Demre’nin bugünkü yürüme kotundan 9,5 metre aşağıda, Kalkolitik döneme ait seramikler çıktı.
Bunun anlamı şu: Myra’da yerleşim 6.000 yılı aşıyor.
Bu beklenen bir şey değildi. Çevik, uzun yıllar Likya sahillerinde Tunç Çağı’nın bile yaşanmadığının düşünüldüğünü hatırlatıyor. Şimdi Tunç Çağı’nın çok ötesine geçildi.
Restorasyon planında güzel bir ayrıntı var: kazılan yerin üstü cam bir koridor olacak. Orkestra kendi işlevini sürdürecek, ama ayağınızın altında tiyatro öncesini göreceksiniz.
Yüzlerce boyalı heykelcik
Aynı sondajlarda, yaklaşık 1,5 metre derinlikte bir odanın içinde yüzlerce pişmiş toprak heykelcik bulundu.
- En erken ve en geç örnek arasında yaklaşık 300 yıl var
- Tanrılar, tanrıçalar, Herakles, kadınlar, erkekler, çocuklar, hayvanlar, atlılar
- Çoğunda boyalar korunmuş — dönemin giyim geleneklerini gösteriyor
- Bir sunu alanının yanında, toplu hâlde atılmış olarak bulunmuşlar
Kaya mezarları: 103’ten fazla
Myra’nın en bilinen yüzü bu. Çevik’e göre sayı 103’ü aşıyor ve iki ayrı nekropolde toplanıyorlar — akropolün kuzeyindeki nehir nekropolü ve batısındaki deniz nekropolü.
En ünlüsü “Resimli Mezar.” Mezar sahibi ailenin bütün fertleri, birebir ölçüde, kayaya oyulmuş. Ve 2.400 yıl sonra boyaların bir kısmı hâlâ çıplak gözle görülebiliyor.
⚠️ Ama o mezarda bir eksik var. Kabartmadaki çocuk figürü, 19. yüzyılın sonlarına doğru kayadan kesilerek Atina’ya götürülmüş. Şu anda Atina’daki müzede. Çevik’in cümlesi şöyle: “Ailesinden çocuk koparılıp götürülüyor.”
Aziz Nikolaos neden Myra’yı seçti
Bu, tekne turuyla da ilgili bir cevap.
Nikolaos yaklaşık 270–340’lar arasında yaşadı. Myra’da kilisesini ve ruhban okulunu kurdu, hayatını orada tamamladı, orada gömüldü.
Peki neden Myra?
Çevik’in cevabı doğrudan limanı işaret ediyor: Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olan Andriake’deki insan trafiği. Misyonunu en iyi orada sürdürebileceğine emin olduğu için.
Yani bugün tekneye bindiğiniz yer, on yedi yüzyıl önce bir din adamının Myra’yı seçme sebebiydi.
Bir ayrıntı daha: iki ayrı Nikolaos var. Myralı Nikolaos’un yaklaşık iki yüzyıl sonrasında, 6. yüzyılda yaşamış bir Siyonlu Nikolaos daha var. Onun hayat hikâyesini kardeşi yazmış — ve o metin sayesinde Myralı Nikolaos hakkında da bilgi ediniyoruz.
Siyonlu Nikolaos, Myra’yı ziyaret edip Nikolaos’un mezarına gittiğinde ve orada meclisi topladığında, burası bir hac merkezi oluyor. O günden beri 1.500 yıldır öyle.
Ve hâlâ bitmedi
Çevik’in kapanış cümlelerinden biri şu:
Toprağı değil bilgiyi kazıyoruz. Yanlışlıkla bir kürek toprak attığınızda eğer içinde bir bilgi varsa geri dönmez bir şekilde yok oluyor.
Myra’nın %90’ı hâlâ aşağıda. Bir kısmı belki hiç kazılmayacak — bugünün Demre’si onun üstünde yaşıyor.
Ama tekne turundan önce ya da sonra Myra’yı gezerken şunu bilmek gezmeyi değiştiriyor: gördüğünüz tiyatronun altında bir tiyatro daha var, ayağınızın bastığı yerin dokuz metre altında altı bin yıllık çanak parçaları var, ve etrafınızdaki seraların altında bir metropol uyuyor.
Myra’yı gezdikten sonra aynı günün ikinci yarısında denize çıkmak mümkün: Kekova’yı tekneyle keşfetmek Çayağzı’ndan başlıyor, Myra’ya on dakika.
📺 Kaynak: Prof. Dr. Nevzat Çevik (Akdeniz Üniversitesi, Myra ve Andriake Kazıları Başkanı), “Myra ve Limanı Andriake’de 15. Yıl”, Arkeoloji Söyleşileri 165. Bölüm, 4 Şubat 2026.
Bu yazıdaki bilgiler o söyleşiden derlendi. Kazı ekibinin kendi yayınları esas kaynaktır; buradaki özet, meraklı bir ziyaretçi için hazırlanmıştır.
Kazı alanının birkaç kilometre ötesinde, denizin altında ikinci bir Likya yerleşimi var ve orada yüzmek yasak: Batık Şehir’i tekneyle geçerek görüyoruz.